İçeriğe geç
7 Kapı

14. yüzyıl · Erken Osmanlı

Yıldırım Bayezid Külliyesi

Mudurnu’nun merkezinde, Yıldırım Bayezid’in şehzadeliğinde yaptırdığı külliye: bugün ayakta olan cami ve hamamıyla erken Osmanlı döneminin en önemli yapı topluluklarından biri.

Konum planı: Yıldırım Bayezid Külliyesi, rota çizgisi ve yakın duraklar. 7 işareti 7 Kapı.

Genel tanım ve tarihçe

Mudurnu’nun merkezindeki Yıldırım Bayezid Külliyesi cami, medrese ve çifte hamamdan oluşuyordu; hamamın vakıf kitabesi bir imarete de işaret eder. Külliyeyi 14. yüzyılın son çeyreğinde, henüz şehzadeyken Yıldırım Bayezid yaptırdı; hamamın kilit taşında mimarın adı yazılıdır: Ömer bin İbrâhim.

Caminin kitabesi yoktur; TDV İslâm Ansiklopedisi, hamamın Hicrî 784 (1382–83) tarihli kitabesinden yola çıkarak camiyi aynı yıllara ya da biraz öncesine tarihlendirir (bazı kaynaklarda 1374 tarihi geçer).

Cami

Yıldırım Bayezid Camii, 19,65 metre çaplı kubbesi tromplar üzerine oturan, iç mekânda taşıyıcı ayak bulunmayan tek kubbeli yapısıyla erken Osmanlı’nın büyük tek kubbeli camilerinin ilk örneklerindendir. Minare 1744’te bugünkü yerine taşındı, 1957 depreminden sonra tuğladan yeniden yapıldı; cami 1999 depreminden sonra kapanıp 2001 sonunda yeniden açıldı.

Caminin çevresinde anlatılan halk yorumları da vardır:

  • İçeriden bakıldığında kubbe ile gövde arasındaki oran nedeniyle halk arasında “yumurta kubbe” olarak anıldığı; yumurtanın bolluk, bereket ve yeniden doğuşun simgesi olarak yorumlandığı anlatılır.
  • Mihrap üzerindeki rumi sarmal ve hilal kompozisyonu; sonsuzluğu, döngüyü ve “Allah’tan geldik, yine O’na döneceğiz” düşüncesini anlatan bir yorumla okunur.
  • Rivayete göre mimar Ömer bin İbrâhim topal olduğu için iç desteklerden birini bilerek eksik bırakmıştır; bu, onun “imzası” sayılır.

Çifte hamam

Külliyenin Hicrî 784 (1382–83) tarihli çifte hamamı, mimarının adını taşıyan kitabesi ve yaklaşık 20 metrelik soyunmalık kubbesiyle ayrı bir durak olarak anlatılıyor: Yıldırım Bayezid Hamamı.

Medrese

Bolu sancağı salnamelerinde “Muhteşem Medrese” olarak anılan medrese, Osmanlı’nın sayılı eğitim kurumları arasında yer almıştır. 1652 kayıtlarına göre “50 paye”li bir medresedir; bu, devrin önemli müderrislerine verilen yüksek bir rütbeyi gösterir (paye, günlük akçe üzerinden verilen maaş düzeyidir; 20, 25, 40, 50 akçe gibi).

Medresenin ünlü müderrisleri arasında Kestelli Muslihiddin Mustafa Efendi, Eğri Abdi ve Ataullah Ahmed Efendi gibi, hem Mudurnu’da hem de geniş Osmanlı coğrafyasında önemli görevler üstlenmiş isimler bulunur.

Bina bugün ayakta değildir (1953’te kaldırıldı). Yine de medresenin eğitimdeki önemi ve bölgeye etkisi belgelerden açıkça anlaşılır.

Bugün

  • Cami ibadete açıktır; hamam da ayaktadır.
  • TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre medrese 1922’de cezaevi olarak kullanıldı ve 1953’te tamamen ortadan kaldırıldı; yeri caminin kuzeyi ya da kuzeydoğusundaydı. Arastadaki Pertev Naili Boratav Kültür Evi ayrı bir yapıdır.
  • Yerel anlatılara göre hamam ile cami arasındaki ısıtma hattı (tünel) 1960’lara kadar kullanılmış, sonraki yol çalışmalarıyla işlevini yitirmiştir.

Kaynaklar

Sofranız hazır olsun

Hafta sonları ve bayramlarda çarşı kalabalık olur. Gelmeden önce masanızı ayırtın, biz de sizi bekleyelim.